28 Ekim 2014 Salı

Bir kadın hikayesi...

İş arkadaşı olarak kesişmişti yollarımız ilk. Şirkete geldiğinde ikinci çocuğunu yeni doğurmuştu. Başlar başlamaz beraber bir iş seyahatine Amerika'ya gittik. Uçakta iki saatte bir gidip göğsünden süt sağıyordu. Binmeden uçağa buzluğa depolamış bebek için, yolculuk sırasında da kesilmesin sütü dönünceye kadar diye bu sağma işlemini sürekli yapıyordu. Bayılmıştım enerjisine. Zıp zıp, hop hop, kahkahası bol bir kadın. Hani dersin, hazır çocuklar yokken yat uyu, dinlen. Yok, o toplantılarda da, yol boyunca da, toplantı sonrası yemeklerde de hep aktif, dinamik, heyecanlı.

Mutlu bir kadındı, derdi sadece kendiyle olan. İşinde hırslı ve başarılıydı da. İmrenilecek bir yaşantı. Güzel bir kadın, seven ve destekleyen bir eş (sanmıştı/k), iki mutlu çocuk. Ve bol kahkaha, pırıl pırıl gözler, hayatı ti'ye alan özgüvenli bir bakış.

Başka başka şehirlerde idik ama biraraya gelirdik ara ara. Bir buluşmamızda kadın aynı kadın, ama gözler bi başka bakıyor. Yüzü gülüyor ama gözleri? Biraz didikleyince, dökülüverdi ağzından yaşamak zorunda kaldıkları iki damla yaşla. Eşin işi bozulmuş, işi bozulunca başka bir adam çıkmış ortaya. Sevgisini sahiplenmeyen, çocuklarını reddeden, mutsuzluğunu her türlü psikolojik şiddetle karısına aktaran bir adam. Bu adamı da tanımaya, ona destek olmaya, sevgisini kurtarmaya çalışmış, her kadın gibi. Çaresizdi gözleri, gücü tükenmişti.

Özetle, hayata tek başına sarılması gerekti bizim kadının; iki çocuğuyla bir süre ailesinin evine yerleşti, kalbinin sığınmaya, çocuklarının sarılmaya, sarmalanmaya ihtiyacı vardı. Kimse bilmedi yaşadıklarını. Çünkü gözüne bakmadığınız sürece saklayabildi yaşadıklarını. 6 yıl kimseyle göz göze gelmemeye çalıştı. Ve hep çalıştı. Para kazanmak için, çocuklarına hem anne hem baba olmak için, onları sevgiden eksik bırakmamak için, hayal ettiği okullara başlatabilmek için, gülmek için, hayatın anlamını kaybetmemek için, yüreğinin buz kesmemesi için....hep çabaladı.

Bugün onun doğum günü. Yıllar sonra ilk defa kutlamak istedi. Hep beraber olacağız. Doğum gününü evet, ama aslında zaferini kutlayacağız. Çünkü o başardı. Yeniden sevmeyi başardı, kalbini kurutmadı. Gözlerini kimseden kaçırmıyor artık. İki güzel çocuğunun mutlu büyümesini sağladı. İkisi de güven ve huzurla yol alıyorlar.

Ödediği bedel? Gözleri! Daha ıslak bakıyor, bakışlarındaki pırıltıyı o buğunun arkasından görüyorsunuz artık.

İyi ki doğmuşsun be Nilü'm; inadına gül, inadına sev, inadına ağla! Kalbin attıkça...

Istanbul, 28 Ekim 2014