YAĞMURUN ANATOMİSİ
Hani demiştik ya, göçmenlerin beyni ve dili melezdir diye, göçmenlerle otura kalka yağmur ve fırtına tanrısı Zeus’un da dili/beyni karıştı. Portekizli bir arkadaşım var, adı Maia. O bana çokça Portekizce, ben de ona arada Türkçe kelimeler öğretiyorum. Maia, mitolojide Zeus’un perilerinden birinin ismi aynı zamanda. Ona ‘yağmur’ demeyi öğretmiştim. Gitmiş, Zeus’a söylemiş. Aktarırken bu bilgiyi o mu yağ-more (daha fazla yağ anlamında) şeklinde telafuz etti, Tanrı Zeus’un emir kipiyle anlamak mı işine geldi, bilmiyorum ama Zeus bir yağmur/lar gönderdi ki başımıza, sormayın! Yılın 300 günü güneşli bilinen Portekiz –2026 yılının daha 2 ayı bitmemişken- kesintisiz 40 gündür yağmur altında, adı her hafta en az bir kere değişen fırtına/lar ve bazı bölgelerde selle boğuşuyor.
40 günde gördüğümüz yağmurlara bakalım:
Birincisi, ahmak (yerine koyup) ıslatan yağmur: Yerleri ıslak görüp, an itibariyle yağıyor diye düşünüp şemsiyeyi açıyorsunuz, ama tepenizdeki şemsiyede damlaların tıp tıp tıp sesi yok. Gündüz vakti ise yağmur gözle görülmüyor da. Durdu sanıp şemsiyenizi kapatıyorsunuz. Gözle görülmeyecek kadar ince, ses çıkarmayacak kadar hafif ama yoğun damlalardan birkaç dakika içinde sırılsıklam oluyorsunuz. Olmaz ki, böyle alçak, böyle sinsi yağılmaz ki!
Bir diğeri Zeus’un yalakası yağmur: Hem nalına hem mıhına! Deli fırtınaları da arkasına katıp aynı anda her yönden yağan yağmur. IPMA’nın (Portekiz Deniz ve Atmosfer Enstitüsü) Ocak ayından itibaren yayınladığı fırtına isimleri kronolojik sırayla: Harry, Ingrid, Kristin, Leonardo, Marta ve Nils. Kristin fırtınası başlarken ben uçakla Madrid’den dönüyordum, iniş anındaki sarsıntı ve yalpalamalar kağıt uçaktayız hissi verdi, korkmadım desem yalan olur. Bizden sonraki gün uçuşların çoğu iptal edildi.
Tropik adalardan gelen bu fırtınalar zaman zaman rüzgarın hızını saatte 160 kilometreye ulaştırdı ve sürekli yağmur getirdi. Tahmin edersiniz ki, böylesi bir fırtınada şemsiye işe yaramaz. Hoş, zaten Portekiz’deki yağmurları Türkiye’de kullandığımız şemsiyeler kesmez. Bir kere, tanım farklı. Şems, güneş demek. Şemsiye güneşlik, güneşten koruyucu olarak adlandırılmış Akdeniz ikliminde önce, aynı isim yağmurdan korunmak için de dilde kabul görmüş. Portekiz’de ise hem yağmur hem güneş ayrı ayrı şiddetli. O yüzden 2 ayrı kelime var Portekizce’de: Guarda chuva, yani yağmurdan koruyucu ve guarda-sol (de praia), yani uzun sahil şeritlerinde keyif yaparken güneşten koruyucu.
Hintli filozof Bhartrihari VI. yüzyılda kelimelerin düşünerek bizleri var ettiğini, düşünceleri ifade etmekle kalmayıp onları yarattıklarını öne sürmüş. Türkiye’de iken şemsiye denince aklıma çok geniş olmayan ve kumaşı hafif bir aparat gelirdi. Burada şemşiye denince aklıma gelen imge ise oldukça farklı, geniş ve kalın dayanıklı kumaşı olan ve telleri çok daha kalın ve sağlam bir aparat.
Bu arada, Zeus yalakası yağmur varken mümkünse sokağa çıkmamayı geçen sene 2 guarda chuvayı tanrılara kurban ettikten sonra öğrendim.
Üçüncü tür yağmur: Bi(n)polar yağmur. Bir dakika içinde bulutlar ne kadar hızlı yer değiştirebilir ki? Bu bir soru değil, Zeus hazretleri, sitem! Yağmur-güneş-yağmur-güneş-yağm-güne-yağ-gü hızında daha kelimeyi söyleyemeden değişen hava durumu. Uyarıyı dikkate alın: Vertigonuz varsa bulutlara bakmayın böyle zamanlarda, baş dönmeniz tetiklenebilir. Bir de tabii bulutlar bu kadar hızlı hareket edince onlara bakıp sakin sakin hayal kurulamıyor, bu sitemi de not edin lütfen Tanrı Zeus.

Bir başkası: Güneş altında yağan yağmur. Bakın, bu aslında izlemesi en keyiflilerdendi. Sokakta olmak da güzeldi, çünkü rüzgar genelde yok denecek kadar az oluyor güneş parlarken. Gökkuşağı görme beklentisi de yaratıyor haliyle ama göremedik şöyle kocaman bir arco-iris.
Bir de adını ne koysam karar veremediğim bir tür yağ-more & more var: Üstünüze kova değil bayağı koca kazanla su döküp kaçıyorlar. Biraz acemi işi, suyu damla halinde dağıtamıyorlar. Buna yağmur denir mi, ondan da emin değilim, pek Zeus’un işine benzemiyor. Birileri ünvanını elinden almaya kalkıyor olabilir Tanrı Zeus, dikkatli ol. Bizden söylemesi!
Ocak ayında başlayan bol yağışlı ve fırtınalı hava durumu maalesef ülkede bazı bölgelerde sel gibi doğal afetlere, tarım alanlarının ve çiftçilerin ekinlerinin zarar görmesine, yolların/ağaçların yıkılmasına, tren, uçak seferlerinin aksamasına/iptaline ve hatta maalesef can kayıplarına sebep oldu. Tüm dünya son 50 yılın en zor kışını yaşıyor. ABD’de donan kocaman göller, gündüz vakti eksi 50 dereceler vs görülürken Portekiz’in payına da sert rüzgarlı/fırtınalı ve yağışlı, güneşi az bir kış düştü.
Yağmur tanrısı Zeus’tan tek bir dileğim var:
Yeter artık; yağma dur, ya mağdur (oldu güzelim ülke).
Şubat
2026
Alfama,
Lizbon
