4 Aralık 2012 Salı

Doğum günün kutlu olsun Ayberk = I Berg'cim...


Zaman zaman inatçı çömezim, kimi zaman duygusal oğlum & bazen meraklı kardeşim & her zaman yaratıcı medya danışmanım, ve pek çok zaman da janım kankam olan

Sevgili Ayberk’e… J
 
Hayat seni çekerken sağdan soldan,
Bekle dur, hiç sesini çıkarmadan.

Çünkü…

Her gelen gün ve her giden gece,
Bir şeyler bırakacak sana hece hece.

Ve sen,

Sevdiğin kadınlarda
Vurulduğun anlarda
Gitmelerinde ve kalmalarında

Ve hatta,
Gidemeyip kalamamalarında,

Kendini bulacaksın.
 
Bırak nehir istediği yönden aksın,
Yıldızlar canı ne tarafa istiyorsa oraya kaysın,
Yollar, gün gelsin, çıkmazlara sapsın.

Yürümek istediğin yolu yine kendin bulacaksın.
Ve bunun için sadece
Kalbinin ışığını kullanmalısın.
 
Aralık 2012

25 Kasım 2012 Pazar

Sabish işte...

Sabish işte...

Pozitiftir.
"Aman diyim BiTiBi'cim, ben bulurum yolu, sen ona buna sorup iyice karıştırma."

Kızdı mı kızar.
"Ayy, sen hangi mahallenin delisisin!? O kıyafetin üstüne o spor mont giyilir mi Allah aşkına!!"

Öngörülüdür, sezgileri hep kuvvetlidir.
"Kesin arabayı yamuk bırakan sensindir park alanına!"

Meraklıdır, sorar.
"Esmerim, Marylin'im, fren yerine nasıl gaza bastın, sana zahmet bi anlatsana!"

Lafı dolandırmaz, direk konuşur.
"Çok mu aradın o komik tokayı kafana?!!"

Sabırlıdır.
"Bak BiTiBi'cim 100. defadır uyarıyorum, hem de ana dilinde, bilmediğin yollara sapmasana!!!"

Özgüveni hep yerindedir.
"Aç, aç Ajda'yı, bu kadını vokalistim yapıcam ilk fırsatta :)"

Dans etmeye bayılır.
"Haydi bakalım, önce sola, şimdi de sağa, haydi hopppaaa"

Ürkektir, ama bir o kadar da erkektir.
"Kaldır su kırık k..nı, böceği görmüyor musun, vursanaaaa!!!"

Her daim bakımlı ve her durumda asil kadın. Yeni yaşın kutlu olsun, hep birlikte geçsin umarım her kışın ve her yazın.

Kasım 2012 Yeniköy

23 Kasım 2012 Cuma

Zamansız...

Öyle garip bir his ki bu…
Beklemeden kaybettiğinde sevdiğin birini, ah keşke veda edebilseydim, son bir kez sarılabilseydim diye dövünüp duruyorsun. Bu keşkeler öyle büyüyor ki içinde, o isyanla başa çıkmayı istemek bile çok zor oluyor.
Oysa ölümü beklerken de farklı olmuyormuş bu his. Biliyorsun ki hasta; her an ve her saniye ona veda ediyorsun, çünkü gitti gidecek. Kendini bu fikre alıştırmaya çalışıyorsun. Ama yine de olmuyor,  insan hep bir umut taşıyor içinde. Mucizelere inanmak istiyor…
Zamansız kayıplara yine zamanla alışıyorsun. Görmeden, koklamadan, dokunmadan onla yaşamayı yine zamanla öğreniyorsun. Başka bir şekilde hayatına kabul ediyorsun, tercihin bu olmasa da…Ve aslında sen kaybettiklerinle birlikte büyümeye, öğrenmeye, sevmeye; yaşamaya devam ediyorsun.
Aslolan da bu sanırım, sevdiğini yaşarken söyleyebilmek, gösterebilmek; ertelememek.  Çünkü araya çaresiz ölüm de girse kalıcı olan işte bu oluyor…
Kasım 2012
Istanbul

6 Eylül 2012 Perşembe

Aşk Hikayesi

Bizimkisi bir aşk hikayesi…

Tanıştık; ilk elektrik tuttu ama karşılıklı soru işaretleri vardı…

Ürkeklikler; çekinceler...

Sonra beraber yol almaya basladık. Zamanla güvendik birbirimize; daha çok sevdik. Tabii başta bolca test de ettik birbirimizi... Zorluklara beraber göğüs gerdik; üstesinden geldikçe güçlüklerin daha da çok açıldık, karşılıklı. Bolca başardık; başardıkça daha çok sevindik; sevindikçe gururlandık; ve de hep kutladık. Güldük; ağladık. Birimiz düştü; diğeri kaldırdı. Sürprizler oldu hep hayatımızda...Kızdık zaman zaman; hatta küstük...Böyle böyle bir olduk...

3 yıl...Hem uzun hem kısa bir süre. Bu süre içinde çok şey öğrendim...

Ahmet’ten öğrendim dingin olmayı.
Şirin’den iyilerin sadece masallarda değil gerçekte de kazanacağını.
Ayvaz’la öğrendim her sabah tutkuyla uyanmayı...
Onur’dan vazgeçmemeyi öğrendim.
Duygu’nun sabah gülüşlerini ise şimdiden çok özledim...
Ümit bana zorluklar karşısında nasıl sürekli dik durulur; onu gösterdi...
Özüm’le öğrendim hayata her durumda gülüp geçmeyi....
Nihan, akıllı bıdığım; bilmem ki nerden buluyor sürekli bu enerjiyi?
Kübra soru küpüydü; cevabını bildiği sorularla beni hep çok güldürdü.
Deniz ürkek yanımdı; Aslı olgun tarafım.
Gabin denge öğretti; zamanla daha sabırlı oldum.
Gülşah merak deposuydu; Selin besledi hep çocuk ruhumu.
Umut imkansızı zorlamayı öğretti bana.
Pınar yumuşaklığı ve huzuru kattı hayatıma.
Nesrin telaş yanımdı; onla öğrendim korkuların da işe yaradığını.
Gamze hep olumlu bakmayı öğretti, Kaan şüphecilikten pay çıkarmayı.
Bahar ağlayan kayamdı, Evlin içi hep kaynayan.
Nurkan Osmanlı ağırlığı kattı bana, Özgü hatırlattı hep soru sormayı.
Ahmet Dirman durmamayı öğretti bana; sürekli hayatı kovalamayı.
Can Bal & Can Altın & Özge & Ayberk & Umut Köse & Elif genç yanımdınız.
Ferda bakımlı olmamı sağladı; Serap ve Özge Ege rüzgarıyla savrulmamı.
Selçuk müziğin insanı nasıl beslediğini gösterdi; Meltem hayallerini gerçekleştirmeyi.
Alpaslan’dan öğrendim unutmamayı; her durumda insan kalmayı.

Çok şey öğrendim, zenginleştim. Hepinize çok teşekkür ederim.

Şimdi bir molaya ihtiyacım var benim. İzninizle gidiyorum bir süre; ama söz, çok daha siz olup döneceğim....

Eylül 2012
Yeniköy

26 Ağustos 2012 Pazar

Kanatları Notadan Yarasa…

Baler Eskibatman.

Dostlarının bildiği adıyla Ex-Batman ya da Yarasa...

Dünyanın en yufka yürekli uçan memelisi. Kelime oyuncusu, enerji deposu, kanatlı gurme.

Adam gibi adam derler ya; işte öyle bir yarasa. Can dost…Oyun arkadaşı, dert babası, ağlama duvarı, güldürme ustası, Aslı’nın sevdalısı bir adam…

Hayattaki en büyük tutkusu müzik. En büyük hayali bu dünyada notalarıyla iz bırakmak olan bir uçucu. Uçarken gökyüzünden aşağıya notalar saçan filozof bir yarasa.

Sevgili Baler, bu günlerde cok heyecanlı. Çünkü yıllar süren hayali, yani müzik albümü çıkmak üzere. Eylül ayında müzik marketlerde yerini alacak ‘Kahve Molası.’

Bugün albümünün klip çekimi var Ankara’da. Öyle kıymetli ki bu albüm hepimiz için. Yakınında olanlar biliyor cünkü ne kadar emek verdiğini; yarattıklarını ne zorluklarla savaşarak sunulabilir hale getirdiğini. Yılmadan mücadele etti; savaşçı bir kuş olmamasına rağmen. Hepimiz onunla birlikte heyecanlıyız.

Baler artık hazır bu dünyaya derdini anlatmaya; biz de sabırsızca bekliyoruz dinlemeyi...

Tutkusunun peşinden vazgeçmeden uçan Yarasa-Adam, tesekkürler hayatımıza değer kattığın için.

Bir ‘Kahve Molası’ almanın tam zamanı şimdi…

26 Ağustos 2012
Yeniköy

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Nurdan & Alp’in gözünde gördüklerim…

Aşk
Ilk bakışta
Aşk
Kıyamayışta.
Hani görünce tutamazsın
Kalbini, güm güm atar ya..

Aşk
Her dokunuşta
Aşk
Her gülüşte ve ağlayışta
Hani dudaklarını ayıramazsın
Ellerin, bırakıp gitmek istemez ya.

Aşk
Her duyduğun kokuda
Aşk
Her kapı ziline koşuşta
Hani kucağına atlamak istersin koşup koşup
Sığınmak istemişsin o limanın içine ya.

Aşk
Kalbin her vurduğunda
Aşk
Sesini her duyuşta, özlemle uyanışta.
Hani son nefese kadar paylaşmak istersin
Hayatı; aynı yolda yürümek istemişsin ya.

Birlikte büyümek
Sevmek; öğrenmek
Acısıyla tatlısıyla
Bir ömür boyunca…

Aşk...
Gülsün sizle son bakışınızda da...

Agustos 2012
Istanbul

27 Temmuz 2012 Cuma

HESAP

Hesaplaşıyorum bu ara kendimle
Çabuk mu vazgeçiyorum bazı şeylerden diye…
İtmeli mi zorlukları
Kapatıp olumsuz hislerin üstüne perde.

Ama baktım aslında vazgeçmeyi sevmiyorum,
Sadece mutsuzluğu istemiyorum hiçbir köşemde.

Vazgeçmiyorum
Ailemden mesela;
Koymam hiçbir şeyi onların yerine.

Asla vazgeçmem
Dostlarımdan,
Hayat ne kadar aksi icin bizi test etse de.

Vazgeçmedim; geçemedim
Gözyüzüne uğurladıklarımdan...
Yaşıyorlar hala en derinimde.

Vazgeçmem asla
Gülmekten, ağlamaktan
Sevdiğime dokunmaktan.
Ama el sürdürmem çizgi filmlerime!

Oyun oynamaktan
Vazgeçmedim
İnat olsun, artık büyüsene diyenlere.

Gezmekten, keşfetmekten
Vazgeçmeyeceğim
Sağlığım benden vazgeçmedikçe.

Çeşit çeşit yemekler yaratmaktan
Havaya lezzet kokusu yaymaktan
Vazgeçmeyeceğim; bu hep böyle biline.

Vazgeçemedim kırılsam da
Değer vermekten hayatıma girenlere.

Vazgeçmemek için sevdiklerimden ve sevdiğim şeylerden
Gün gelmiş dur demişim kendi isteklerime.
Ama yine kendi isteğimle.

Vazgeçmek her zaman kaybetmek değil bence,
Vazgeçmek istemediklerini koruduğun sürece.

Temmuz 2012
Yeniköy

16 Temmuz 2012 Pazartesi

KUTU

Bu şehir bir kutu
İçinde ben tutuklu.
Su almaya basladı,
Islandı...
İçimdeki çocuğun ruhu...

Temmuz 2012

3 Temmuz 2012 Salı

Zeytin Ağacı

Ruhumun kaçamağı,
Vakur zeytin ağacı…

Bir o kadar da
Asil, asi ve şakacı.

Sallanırken rüzgarda
Ve rüzgarın karşısında

Kaçma dedi vurulmaktan;
Bıkma dedi koşmaktan;
Susma haykır yüreğinin ortasından…

Geç yanından korkunun
Koş peşinden tutkunun
Tut elini sıkıca kalbinde tuttuğunun …

Dedi…
Bu ağaç bildiğin deli!

Sallanırken rüzgarda;
Uçurdu beni uzaklara.

Zeytin yeşili rüyalara…
Mis kokan anılara…
Bambaşka dünyalara…

30 Haziran 2012
Vatoussa

10 Ocak 2012 Salı

Doğum Günün Kutlu Olsun Denizcim...

Bugün Deniz’ciğimin doğum günü. Canım yeğenim 9. yaşına merhaba diyor bugün.

Aradım; elimde sihirli bir değnek var; canın ne istiyor söyle; onu alayım dedim.
Madem sihir yapma gücün var; o zaman, anneannemi ve dedemi de alarak bize gelin doğumgünümde hep beraber olalım; başka bir şey istemiyorum dedi. İstese dünyaları alırım ona ama iki ayrı şehirden toplanıp aynı gün başka bir şehre gitmeye ne değneğimin gücü yetiyor; ne de bizim ona olan sevgimiz.

Annem, cocuklarımdan öğrendiklerimi hiçbir okulda öğrenemezdim der, hep. Onlar bizi şasırttıkça, güldürdükçe hayat daha da anlam kazanıyor; sevgilerini dile getirme şekilleriyle bize her gün yeni şeyler öğretiyorlar.

Bütün doğum günlerin sevdiklerinle beraber geçsin teyzecim…

10 Ocak 2011