27 Temmuz 2012 Cuma

HESAP

Hesaplaşıyorum bu ara kendimle
Çabuk mu vazgeçiyorum bazı şeylerden diye…
İtmeli mi zorlukları
Kapatıp olumsuz hislerin üstüne perde.

Ama baktım aslında vazgeçmeyi sevmiyorum,
Sadece mutsuzluğu istemiyorum hiçbir köşemde.

Vazgeçmiyorum
Ailemden mesela;
Koymam hiçbir şeyi onların yerine.

Asla vazgeçmem
Dostlarımdan,
Hayat ne kadar aksi icin bizi test etse de.

Vazgeçmedim; geçemedim
Gözyüzüne uğurladıklarımdan...
Yaşıyorlar hala en derinimde.

Vazgeçmem asla
Gülmekten, ağlamaktan
Sevdiğime dokunmaktan.
Ama el sürdürmem çizgi filmlerime!

Oyun oynamaktan
Vazgeçmedim
İnat olsun, artık büyüsene diyenlere.

Gezmekten, keşfetmekten
Vazgeçmeyeceğim
Sağlığım benden vazgeçmedikçe.

Çeşit çeşit yemekler yaratmaktan
Havaya lezzet kokusu yaymaktan
Vazgeçmeyeceğim; bu hep böyle biline.

Vazgeçemedim kırılsam da
Değer vermekten hayatıma girenlere.

Vazgeçmemek için sevdiklerimden ve sevdiğim şeylerden
Gün gelmiş dur demişim kendi isteklerime.
Ama yine kendi isteğimle.

Vazgeçmek her zaman kaybetmek değil bence,
Vazgeçmek istemediklerini koruduğun sürece.

Temmuz 2012
Yeniköy

16 Temmuz 2012 Pazartesi

KUTU

Bu şehir bir kutu
İçinde ben tutuklu.
Su almaya basladı,
Islandı...
İçimdeki çocuğun ruhu...

Temmuz 2012

3 Temmuz 2012 Salı

Zeytin Ağacı

Ruhumun kaçamağı,
Vakur zeytin ağacı…

Bir o kadar da
Asil, asi ve şakacı.

Sallanırken rüzgarda
Ve rüzgarın karşısında

Kaçma dedi vurulmaktan;
Bıkma dedi koşmaktan;
Susma haykır yüreğinin ortasından…

Geç yanından korkunun
Koş peşinden tutkunun
Tut elini sıkıca kalbinde tuttuğunun …

Dedi…
Bu ağaç bildiğin deli!

Sallanırken rüzgarda;
Uçurdu beni uzaklara.

Zeytin yeşili rüyalara…
Mis kokan anılara…
Bambaşka dünyalara…

30 Haziran 2012
Vatoussa

10 Ocak 2012 Salı

Doğum Günün Kutlu Olsun Denizcim...

Bugün Deniz’ciğimin doğum günü. Canım yeğenim 9. yaşına merhaba diyor bugün.

Aradım; elimde sihirli bir değnek var; canın ne istiyor söyle; onu alayım dedim.
Madem sihir yapma gücün var; o zaman, anneannemi ve dedemi de alarak bize gelin doğumgünümde hep beraber olalım; başka bir şey istemiyorum dedi. İstese dünyaları alırım ona ama iki ayrı şehirden toplanıp aynı gün başka bir şehre gitmeye ne değneğimin gücü yetiyor; ne de bizim ona olan sevgimiz.

Annem, cocuklarımdan öğrendiklerimi hiçbir okulda öğrenemezdim der, hep. Onlar bizi şasırttıkça, güldürdükçe hayat daha da anlam kazanıyor; sevgilerini dile getirme şekilleriyle bize her gün yeni şeyler öğretiyorlar.

Bütün doğum günlerin sevdiklerinle beraber geçsin teyzecim…

10 Ocak 2011

31 Mayıs 2011 Salı

Mine Çiçekleri ve Hayat…

Dün akşam Haluk Hocam (Mesci) ve dostlarla birlikte Galatasaray Şehir Meyhanesi’ndeydik. Yedik, içtik ve çok güldük. Sohbet sırasında paylaştığım bir anım:  

1994 yılında üniversiteden mezun olurken sudan çıkmış balık gibi hissediyorduk kendimizi. Artık okul yoktu, ne yapacağımıza tam karar verememiştik; kocaman bir belirsizlik vardı önümüzde.

Biz bu düşüncelerle bölümün önünde otururken Ömer Hoca (Yağız) geldi yanımıza; canımızın niye sıkkın olduğunu sordu. Geleceğe dair tedirginliğimizi aktardık. Bizi üç ay sonra bekleyen bir okul yoktu artık. Aldı bizi; bölümden (eski bina) Mimarlık Bölümüne doğru yürümeye başladık. Haziran ortasıydı; çimler yeşermiş, ağaçlar çiçeklenmişti. Ömer Hoca dikkatimizi yerdeki mavi mine çiçeklerine çekti. `Hayat,’ dedi, ’zaman zaman zor gelecek; öyle zamanlarda mine çiçeklerini ve size hissettirdiklerini düşünün hep; kendinizi iyi hissedersiniz.’

Oturduğum evin bahçesi Mayıs aylarında mavi-beyaz renge bürünüyor; mine çiçekleri ve papatyalar sayesinde. Bu görüntüyle her sabah işe daha keyifli gidiyorum ilkbaharda.
Sağolsun Ömer Hocam...

16 Mayıs 2011 Pazartesi

MUTLULUK

Muhan Hocamızın kitabı çıktı. 16 yıl önce başlamıştık bu projeye; Muhan Hocamla.

Baslangıçta hayal ettiğimizin çok ötesinde bir çalışma oldu: İçeriğinden, kapak ve iç tasarımına, dağıtımına kadar her aşamasına bir çok profesyonel el dokundu, herkes kalbiyle destekledi; destekliyor.

Basılıp dağıtıma verildikten sonra kitabı yanıma alıp yok olmak istedim bir süre. Seyahate çıktım kitapla birlikte; Hocamın sevdiği Ege’ye gittim. Kitabı okudum; denize bakıp daldım, bana düşündürdükleriyle. Ve çok mutlu döndüm.

En büyük keşkelerimden biriydi bu kitap; Hocamın sağlığında basamamış olmak.
Simdi de sürekli iyi ki diyorum, vazgeçmedik.

Amacımız; herkesi Hocamızla tanıştırmak, hayatlarımızı daha güzel kılsın diye.

Mayıs 2011

18 Nisan 2011 Pazartesi

LALEM

Eflatun lâlem
Tam bir âlem.

Açamasın diye çok uğraştım
Neredeyse savaştım.

Hollanda’dan getirdim onu
Az kaldı havaalanında unutuyordum kutusunu.

Serin yerde beklemeliymiş dikilmeden önce
Kalorifer yaninda bekledi üç ay, bir güzelce.

Ocak ayında toprağa girmeyi umuyordu
Dikilmesi Şubat sonunu buldu.

Şiddeti ölçülemez kadar yüksek deprem yaşadı
Hedef yapınca saksısını sitenin çocukları.

Tam da kesmişken umudu bu sabah
Havaya ve her türlü engele inat
Çiçeğinin yapraklarını açtı
Günaydın, dedi, sana hayat.

Yılmadı, yorulmadı
Küsmedi, gocunmadı.

Özür olsun ona diye
Örnek aldım bugün ben de.

Eflatun kolyemi taktım
Güne öyle başladım.